Akparti’ye ders verelim diyenlere 3 yıl önceden yazılmış bir yazı..
Akparti’ye ders verelim diyenlere 3 yıl önceden yazılmış bir yazı..
Bazı belediyelerin şımarmasına mı kızdınız? İlinize tayin edilen şu veya bu bürokratın zulmünden mi muzdaripsiniz? Milletvekili aday tercihlerinde
yapılan bazı saçmalıklardan mı şikâyetçiniz Muhtemelen haklısınız. “Öyleyse AK Parti’ye bu seçimde oy vermeyelim, ders verelim” diye düşünmekte
haklı değilsiniz ama. Ümmetin maslahatı söz konusu. İrili ufaklı karın ağrılarınıza / ağrılarımıza ümmetin maslahatını nasıl kurban edersiniz? AK Parti’ye yönelttiğiniz / yönelttiğimiz eleştirilerin
alayını toplasak sadece ve sadece başörtüsüne özgürlüğü bile gölgelemeye yetmez. Alayını toplasak sadece ve sadece “One Minute” çıkışını ve ona bağlı olarak İsrail’le askeri işbirliğinin sona erdirilmesini bile gölgelemeye
yetmez. Alayını toplasak sadece ve sadece yerli savunma sanayii hamlesini ve dolayısıyla emperyalistlere bağımlılıktan kurtulma gayretini bile gölgelemeye yetmez. Alayını toplasak sadece
ve sadece İmam-Hatip okullarının ihyasını bile gölgelemeye yetmez. Şimdi bir tarafta bütün bunlar ve daha nice güzellikler, öbür tarafta AK Parti’ye yönelttiğiniz / yönelttiğimiz eleştiriler; elinizi
vicdanınıza koyup söyleyin, o eleştirilere istinaden bütün bu güzellikleri riske atmaya değer mi? Sıhhatli bir kafayla yapılan hiçbir maslahat-mefsedet hesabından “Evet” cevabı çıkmaz
bu soruya. Yapmayın abiler, ablalar, kardeşlerim! Dünkü çocuklar değilsiniz. Ta nerelerden geldiğimizi biliyorsunuz. Her şeyi hükümetten, devletten bekleyemeyeceğimizi de biliyor
olmalısınız. AK Parti bizi Allah’ın inayetiyle özgürleştirdi, iyi işler yapabilmemize müsait bir ortam hazırladı, üstelik Diyarbakır’dan Gazze’ye, Halep’e, Mogadişu’ya kadar iyi işlerin
öncülüğüne de soyundu. Sizi / bizi tutan ne? Önümüzü açtığı için mi “ders” vereceksiniz AK Parti’ye? Gün şükür günüdür. Şükrümüzü fiilen eda edelim. O fiil, sandığa gidip İstiaze ve Besmele ile AK
Parti’ye oy vermektir. Muhammed Mursi de sizin AK Parti’ye oy vermenizi istiyor. Halid Meşal de sizin AK Parti’ye oy vermenizi istiyor. Suriye Devrimi de sizin AK Parti’ye oy vermenizi istiyor. Bakir İzzetbegoviç de sizin AK Parti’ye oy vermenizi istiyor. 28 Şubat Darbe Hukuku
mağduru İslamcı mahkûmlar da sizin AK Parti’ye oy vermenizi istiyor. Ben daha ne diyeyim, bilmiyorum ki. Şunu diyeyim: Kırım Hanı, o köprüyü tutma vazifesini yerine getirmeyip düşman kuvvetlerinin oradan geçişini seyrederken Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’ya ders verdiğini zannediyordu,
ama hem Viyana kapılarında ağır bir şekilde yenilip Güneydoğu Avrupa’da korkunç mevzi kayıplarına uğramamıza sebep oldu hem de kendi tahtını kaybetti. Kırım Hanı, Merzifonlu’ya ve Osmanlı’ya tepki duymakta haklıydı, ama tepkisini bu şekilde göstermeye hakkı yoktu.
Ümmetin felaketine -hem de asırlar boyunca- yol açabileceğini hesap etmeliydi. O etmedi veya etti de nefsine yenik düştü. Bari biz bundan ders alalım ve AK Parti’ye “ders” vereceğiz diyerek ne büyük felaketlere davetiye çıkaracağımızı hesap edelim. Aman ha, basiret
Aman ha, feraset!Sizi seviyorum Beraberiz. Seçimlerden sonra neyin hesabının sorulması gerekiyorsa hep beraber sorarız inşaallah – Hakan Albayrak 29 Mayıs 2015 yazısı ama bugünü de anlatıyor adeta