Uzmanlar Erdoğan-Putin görüşmesini değerlendirdi
Uzmanlar Erdoğan-Putin görüşmesini değerlendirdi
Uzmanlar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasındaki kritik görüşmeyi değerlendirdi. Yapılan değerlendirmelere göre, Rusya, Suriye konusunda iş birliğini yıkmamak, ortadan kaldırmamak adına İdlib konusunda Türkiye'nin çabalarına süre tanımak istiyor.
Uzmanlar Erdoğan-Putin görüşmesini değerlendirdi
Uzmanlara göre Putin’in “Adana Mutabakatı” hatırlatması, “Suriye sınırında, rejim bu bölgelere yerleşse bile terörle mücadele konusunda Türkiye’ye güvence” mesajı içeriyor. Bunun Türkiye için olumlu bir durum olduğunu belirten uzmanlar, “Suriye konusunda çekinceli konulara karşın geniş alanlardaki işbirlikleri tarafları masada tutuyor” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova'da 2019'un ilk yüz yüze görüşmesini gerçekleştirdi. Kremlin Sarayı'nda baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından yapılan ortak basın toplantısında, iki lider de iş birliğine vurgu yaptı.
Yapılan açıklamalarda, Erdoğan'ın "Türkiye ve Rusya iş birliği, Suriye'nin barış, güvenlik ve istikrarı açısından mihenk taşıdır" sözleri dikkat çekerken, Putin de, "Suriye meselesinin kalıcı çözümü üzerinde çalışmaktayız. Siyasi ve diplomatik yollarla sorunu çözmeyi istiyoruz" mesajını verdi. Liderler, yeni üçlü zirveyi de İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin de katılımıyla önümüzdeki ay Rusya'da gerçekleştirme kararı aldı.
"Rusya Türkiye'ye süre tanıyor"
Bu önemli buluşmayı Sputnik'e değerlendiren Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM) Suriye Çalışmaları Koordinatörü Oytun Orhan, öncelikle İdlib konusunda zirve öncesinde meydana gelen gelişmelerin Soçi mutabakatını riske atan yönde ilerlediğini belirterek, "YPG İdlib'de kritik bölgeleri ele geçirmişti, dolayısıyla bu konuda bir sıkıntı yaşanma ihtimali vardı. Rusya'nın operasyon kartını öne sürmesi bekleniyordu ancak yapılan açıklamalardan anlaşıldığı kadarıyla Rusya, Suriye konusunda iş birliğini yıkmamak, ortadan kaldırmamak adına İdlib konusunda Türkiye'nin çabalarına süre tanımak istiyor" dedi.
"Türkiye'yi rahatlatan adım"
Bu bağlamda Putin'in de "Türkiye'nin İdlib'te radikallerle mücadele için çok çalıştığını" dediğini söyleyen Orhan, "Her ne kadar sahada radikaller kazanım elde etse de Türkiye'nin aksi yönde büyük bir çaba sarf ettiğini, dolayısıyla belli bir süre daha tanınması gerektiğini ifade etti. Bu şimdilik İdlib konusunda Türkiye'yi rahatlatan bir adım" diye konuştu.
Orhan, Rusya'nın Türkiye'ye bu konuda bir taahhüt verirken de, Fırat'ın doğusu konusunda bir beklenti içinde olabileceğine de dikkat çekti. Rusya'nın hem Mümbiç'te hem de Fırat'ın doğusunda Amerika'nın çekilmesi durumunda bu boşluğun rejim güçleri tarafından doldurulmasını istediğini, Türkiye'nin ise Amerika ile güvenli bölge görüşmelerini sürdürdüğünü anımsatan Orhan, "Bu anlamda bir rakabet olduğu söylenebilir" dedi.
Putin'in Adana Mutabakatı hatırlatması: Türkiye için olumlu
Şimdilik Rusya'nın güvenli bölge konusunda Türkiye'nin tereddütlerine olmulu yanıt vermiş gibi göründüğünü kaydeden Orhan, Putin'in "Adana mutabaktı" açıklamasına da değindi.
Orhan, "Bu iki açıdan önemli; bir, Rusya, Türkiye'nin terörle mücadelesine ve güvenlik hassasiyetlerine saygı duyuyor dolayısıyla güvenli bölgeyi sınırında kurması konusunda bir itirazı olmayacak gibi görünüyor. İkincisi, her ne kadar Şam ile YPG ve ya Kürtler anlaşsa bile bunun kesinlikle terör örgütlerini, PKK'yı kapsamayacağı vurgusunu yapmak istemiş olabilir. Yani ileride rejim bu bölgeleri ele geçirse bile ‘terörle mücadele konusunda Türkiye ile birlikte çalışacağız' şeklinde bir mesaj vermek istemiş olabilir. Bu da tabi Türkiye için olumlu sayılabilecek bir durum" diye konuştu.
"Taraflar işbirliği konusunda kararlı"
Esas sıkıntının Türkiye'nin bu güvenli bölgenin ötesinde Fırat'ın doğusunda Amerika ile daha geniş alanlarda iş birliği yapma ihtimali olduğunu söyleyen Orhan, "Rusya tarafı muhtemelen beklemede kalacaktır, Türkiye'nin Amerika ile nasıl bir süreç ilerleteceği konusunda" diye konuştu.
Rusya'nın çıkarlarına uymayan bir Türkiye-ABD iş birliği olması durumunun Astana sürecindeki iş birliğini sabote edebileceğini belirten Orhan'a göre ancak şu anda taraflar iş birliği konusunda kararlı ve bunu genişletme niyetindeler.
"YPG-Şam anlaşması sıkıntı yaratabilir"
Çıkan görüş ayrılıklarına da dikkat çeken Orhan, Türkiye'nin terörle mücadelede IŞİD, El-Kaide ve YPG olmak üzere üç örgüte vurgu yaptığını, Putin'in ise açıklamalarında daha çok "kürtler" ifadelerine yer verdiğini ve bunun Türkiye'nin yaklaşımına yakın olmadığını kaydetti.
Rusya'nın rejim ile YPG'yi anlaşmaya yönlendirme çabasında olduğunun anlaşıldığını belirten Orhan, "Bu anlaşmanın zemini ne olabilir, o bir tartışma konusu. YPG'nin talebi Kuzey Irak benzeri bir federalizm ama Şam buna kesinlikle karşı çıkıyor. Bu konuda Türkiye de beklemede kalacaktır" dedi.
Orhan, Türkiye'nin hayati çıkarlarına ve güvenlik kaygılarına yanıt vermeyecek bir YPG-Şam anlaşmasının Türkiye-Rusya iş birliğini sıkıntıya sokabileceğinin de altını çizdi.
İşbirlikler Suriye konusunda masayı devirip kalkmamaya itiyor
Suriye konusu dışında S-400'lerin alımı, enerji ve ticaret, turizm ve vizeler olmak üzere iki ülkenin daha geniş alanlarda da iş birliklerinin olduğuna dikkat çeken Orhan, "Bütün bunlar da tarafların Suriye konusunda her ne kadar görüş ayrılıkları olsa da masayı devirip kalkmamasına itiyor" değerlendirmesinde bulundu.
"Rusya kaynaklı turizm gelirinin artması önemli"
Ekonomist Arda Tunca ise, "Bu yakınlaşmalar ekonomik açıdan eskiye göre daha kısa sürede olumlu sonuçlar verecektir" dedi. Özellikle turizm tarafının hemen etkilendiğini ifade eden Tunca, ülkeler arasındaki ilişkiler sıcak oldukça insanların güven duygusunun arttığını ve turizmin de buna bağlı olarak geliştiğini belirtti.
Tunca, "Türkiye'nin dövize ihtiyacı olduğu bir dönemde turizmin Rusya'yla birlikte çıkışının kısa vadede en önemli ekonomik konu olduğunu düşünüyorum. Diğer projeler uzun vadeli işler ama kısa vadede Rusya kaynaklı turizm gelirlerinin artması çok önemli. Türkiye'nin kısa vadede döviz gelirine ihtiyacı var, bu döviz gelirinin de en kısa vadede Rusya kaynaklı gelmesinin yolu, bu artan ilişkilerin turizme yansımasıdır" diye konuştu.